8. SINIF FEN BİLİMLERİ 4. ÜNİTE MADDE VE ENDÜSTRİ 4. BÖLÜM ASiTLER‐BAZLAR


8. SINIF FEN BİLİMLERİ  4. ÜNİTE MADDE VE ENDÜSTRİ 4. BÖLÜM ASiTLERBAZLAR

3. BÖLÜM: ASiTLERBAZLAR

A. ASİT VE BAZLARI TANIYALIM

Fenolftalein gibi maddeleri diğer maddelerden ayırt etmeye yarayan ve onların sınıflandırılmasında kullanılan maddelere belirteç (indikatör) denilmektedir. Kuzukulağından elde edilen turnusol, suda çözünen bir boyadır. Çözelti olarak veya bir filtre kâğıdına emdirilerek kullanılır. Turnusol kâğıdı asidik ortamlarda kırmızıya, bazik ortamlarda ise maviye döner.

asit ve bazın ne anlama gelir, asitlerin ve bazların özelliklerine bakalım.

Asit, sulu çözeltisine H+ (hidrojen iyonu),

Baz ise OH‐ (hidroksit iyonu) oluşturan maddelere denmektedir.

Buna göre aşağıdaki tepkime denklemlerini inceleyelim.

Bazı asitlerin suda çözünmesi

HCl → H+ + Cl‐

suda

HNO3 → H+ + NO‐

suda

H2SO4 → 2H+ + SO4

suda

H3PO4 → 3H+ + PO3‐

suda


Bazı bazların suda çözünmesi

NaOH → Na+ + OH–

suda

KOH → K+ + OH–

suda

Ca(OH)2 → Ca2+ + 2OH–

suda

HCl (hidroklorik asit), HNO3(nitrik asit), H2SO4 (sülfürik asit) ve H3PO4 (fosforik asit) in H+ içerdiği; NaOH (sodyum hidroksit), KOH (potasyum hidroksit) ve Ca(OH)2 (kalsiyum hidroksit)'in ise OH‐ içerdiği dikkatinizi çekmiştir.

Ancak maddelerin asit ya da baz olduğuna sadece formüllerine bakılarak karar verilmesi yanlış olacaktır. Yapısında H+ bulundurmayan bazı maddeler asit, yapısında OH‐ bulundurmayan bazı maddeler ise baz özelliği gösterirler. Örneğin;

CO2 + H2O → 2H+ + CO2‐

SO2 + H2O → 2H+ + SO2‐

Na2CO3 + 2H2O → 2Na+ + H2CO3 + 2OH‐

NH3 + H2O → NH4+ + OH‐

Tepkime denklemlerinden de anlaşıldığı gibi CO2 ve SO2 sulu çözeltilerinde H+, Na2CO3 (sodyumkarbonat), NH3 sulu çözeltilerinde ise OH‐ oluşmuştur.

O hâlde maddelerin asit ya da baz olması sadece H+ ya da OH‐ içermeleriyle değil sulu çözeltilerinde H+ ya da OH‐ oluşturmaları ile de ilgilidir. Buna göre; CO2 ve SO2 asit olarak, Na2CO3 ve NH3 ise baz olarak sınıflandırılır.


Günlük yaşamda karşılaştığınız maddelerden bazıları asit, bazıları baz özelliktedir.                 Örneğin; limon, portakal, sirke gibi tadı ekşi olan gıdalar asit, çikolata gibi tadı acı olan gıdalar ise baz özelliktedir Ancak gıda maddesi dışındaki temizlik maddeleri ve diğer kimyasal maddelere, belirtilmediği sürece dokunulmamalı, tatlarına bakılmamalıdır.


B. ASİTLİK, BAZLIK VE pH İLİşKİSİ


pH (power of Hydrogen-hidrojenin gücü), çözeltinin asitlik veya bazlık derecesini açıklayan bir ölçü birimidir. İlk kez Danimarkalı Kimyager Soren Peder Lauritez Sorensen (Sorın Pedır Lorite Sorinsın) tarafından tanımlanmıştır.

pH kavramI bir maddenin asit veya baz olduğunu belirleyen; asit veya baz ise kuvveti hakkında bilgi veren kavramdır.

bir çözeltinin asitliği ve bazlığı pH ile ifade edilir ve pH skalasından bir çözeltinin asitliği kontrol edilebilir. Buna göre, pH değeri 7 olan çözeltiler nötral, pH değeri 0 ‐ 7 aralığında olanlar asidik, pH değeri 7 ‐ 14 aralığın‐ da olanlar ise bazik çözeltilerdir.

Not: Bir maddenin pH değeri suda çözündüğünde ortama verdiği H+ veya OH‐ iyon sayısına bağlı olarak belirlenir

Bir maddenin suda çözündüğünde ortama verdiği H+ sayısı arttıkça pH değeri düşer ve asitlik kuvveti artar. Yani pH değeri sıfıra yaklaştıkça madde daha kuvvetli bir asit olur. Bunun tam tersi ise maddenin suda çözündüğünde ortama verdiği OH‐ iyonu sayısı arttıkça pH değeri artar ve pH değeri 14 e ne kadar yakınsa madde o kadar kuvvetli bir baz olur.

Eğer maddenin suda çözündüğünde ortama verdiği H+ iyonu ile OH‐ iyonu sayısı eşit ise pH 7 dir yani madde nötrdür.


C. GÜNLÜK YAŞAMDA ASİTLER‐BAZLAR

HCl (hidrojen klorür ‐ hidroklorik asit), bu maddeye tuz ruhu adı verilmiştir, temizlik maddesi olarak kullanılır. Mide asidi olan hidroklorik asit, volkanik alanlarda ve bazı nehirlerde eser miktarda bulunur.

HNO3 (nitrik asit), halk arasında kezzap olarak da bilinmektedir. Üç hacim HCl ve bir hacim nitrik asitden meydana gelen ve adına “kral suyu” denilen çözelti, altın madenini çözebilen karışımdır. Nitrik asit çeşitli karışımları hâlinde temizleme işlemlerinde kullanılır. Ayrıca patlayıcı ve dinamit yapımında da kullanılır


H2SO4 (sülfürik asit) ise zaç yağı olarak bilinir. Endüstride kullanılan en önemli asit ve dünyada en çok üretilen kimyasal maddelerden biridir. Endüstride birçok alanda kullanılan bu asit, özellikle gübre üretiminde, amonyum sülfat üretiminde, patlayıcı madde yapımında, boya  sanayisinde, deri  sanayisinde,metal yüzeylerin temizlenmesinde, petrokimya sanayisinde, gıda ve ilaç sanayisinde ve ayrıca akümülatörlerde kullanılmaktadır.

H3PO4 (fosforik asit) ise en çok fosfatlı gübrelerin yapımında ve ilaç endüstrisinde kullanılır. 19. yüzyılda bulunan fosforik asit ucuz ve kolay elde edilen bir maddedir.

Sirke Yemeklerimiz ve özellikle salatalarımız için kullandığımız sirke zayıf bir asit olan Asetik Asittir. Asetik Asitin formülü=CH3COOH dır.

NaOH (sodyum hidroksit), piyasada sud ‐ kostik veya kostik soda olarak bilinir. Beyaz renkli ve nem çekici özelliğe sahip bir bazdır. Suda kolaylıkla çözünür ve kaygan, sabun hissi veren bir çözelti oluşturur. Endüstride sabun, kâğıt, boya, deterjan yapımında ve petrol rafinerilerinde kullanılır. ve tıkanan lavaboları açmakta kullanılır

KOH (potasyum hidroksit) ise piyasada potas‐kostik olarak bilinir. Endüstride arap sabunu yapı‐ mında, pillerde ve gübre yapımında kullanılan bir bazdır.

Sönmüş kireç olarak bilinen Ca(OH)2 (kalsiyum hidroksit) beyaz bir toz olup suda hamurumsu bir görünüm alır. Sönmemiş kirece su ilave edilmesiyle elde edilir. Kalsiyum hidroksit, kireç ve çimento üretimi gibi alanlarda kullanılan bir bazdır.

Sanayi alanında kullanılan pek çok asit ve bazın yanında, gıdalarda ve temizlik malzemelerinde de birçok asit ve baz kullanılmaktadır Her biri özelliklerine göre farklı amaçlar için kullanılabilmektedir. Aşağıdaki tabloda gıda ve temizlik malzemelerinde bulunan bazı asit ve bazların bir listesi verilmiştir.


Maddelerin asitlik değerlerinin pH ile ifade edildiğini ve pH skalası ile ölçeklendirildiğini öğrendiniz. Hatırlayacağınız gibi 0 ile 14 değerleri arasındaki pH değerleri ile maddelerin asit ya da baz olduğuna karar veririz ancak nötral maddelerin pH'sı 7'dir. Buna göre pH skalası aşağıdaki gibidir. pH skalasındaki renkler, pH kâğıdını çözeltiye daldırdığımızda pH kâğıdının alacağı renklere denktir.

Günlük yaşamda sıkça karşılaştığımız bazı ürünlerin pH değerleri ise aşağıdaki gibidir:



Ç.  NÖTRALLEŞME  TEPKİMELERİ

Asit ve baz bir araya geldiğinde ne olur? HCl ile NaOH'ı etkileştirirseniz tepkime sonunda tuz ve su oluşur.

İşlem sırasında renk değişimi gerçekleştiğine göre burada bir kimyasal tepkime gerçekleşmiştir. Asitin hidrojen iyonuyla bazın hidroksit iyonunun birleşerek su oluşturmasına nötralleşme tepkimesi denilmektedir.

Nötralleşme tepkimeleri kimyasal tepkime olduğuna göre kimyasal denklemler ile ifade edilebilirler.

Buna göre, genel olarak nötralleşme tepkimeleri şu şekildedir:

Asit + Baz → Tuz + Su

HCl + NaOH → NaCl + H2O

Diğer nötralleşme tepkimelerine örnekler

H2SO4 + 2KOH → K2SO4 + 2H2O

HNO3 + KOH → KNO3 + H2O

H3PO4 + 3NaOH → Na3PO4 + 3H2O

2HCl + Ca(OH)2 → CaCl2 + 2H2O

Elde ettiğimiz tuz NaCl'dür. Bu ise NaOH bazının sulu çözeltisinde bulunan Na+ katyonu ile HCl'in  sulu çözeltisinde bulunan Cl‐ anyonunun etkileşmesiyle oluşur. Benzer şekilde, su ise NaOH bazının yapısında bulunan OH‐ anyonu ile HCl’in sulu çözeltisinde bulunan H+ katyonunun etkileşme‐ siyle oluşur. Buna göre tüm nötralleşme tepkimeleri için genel olarak asidin anyonu ile bazın katyonunun tuzu, asidin katyonu ile bazın anyonunun ise suyu oluşturduğunu söyleyebiliriz.

Tuz denilince bazı insanların aklına sadece sofra tuzu olarak da bilinen NaCl gelebilir. Oysaki asitler ve bazların etkileşiminden, farklı kimyasal formülle ifade edilen pek çok tuz elde edilebilir.

Aslında bizim vücudumuzda da bu tür nötralleşme tepkimeleri gerçekleşmektedir. Midemizde besinlerin sindirimine yardımcı olan mide asidi (hidrojen klorür) vardır. Mide asidi vücudumuza aldığımız ve midemize ulaşan bazik özellikteki maddeleri nötralleştirerek besinlerin sindirimine yardımcı olur.

D. ASİTLER VE BAZLAR MADDELERİ NASIL ETKİLER?

Asit ve bazların bazı gıda maddelerinde bulunduğunu ve gıdaların beslenmemizde önemli bir yere sahip olduğunu öğrenmiştiniz. Bazı yararlarının yanında asit ve bazların zararları olduğunu da biliyoruz.

Asit ve bazların yararları olduğu gibi çeşitli zararlı etkileri de vardır. Özellikle derişik asit ve baz çözeltileri oldukça tehlikeli olabilmektedir. Etkinlikte de fark edeceğiniz gibi özellikle et ve kemik üze rindeki aşındırma, parçalama, dokulara zarar verme gibi etkileri son derece fazladır. Bu nedenle asitler ve bazlarla çalışırken çok dikkatli olunmalı ve gerekli önlemler alınmalıdır. Örneğin asit ve bazlarla çalışırken laboratuvarlarda kullanıma uygun eldiven ve maske takmalıyız. Asit veya bazların cildimize temas etmesi hâlinde bol su ile yıkamalıyız.

Asitler ve bazların canlılara zararı olduğu gibi pek çok cansız maddeye de etkileri vardır. Örneğin limonun içinde bulunan sitrik asit mermer mutfak tezgâhının yüzeyine zarar vererek tahrip olmasına neden olur. Bu nedenle mutfak tezgâhlarında genellikle granit tercih edilir. Bazlar da porselenden yapılan maddelerin yüzeyine zarar verir. Bu nedenle porselenlere bazlardan etkilenmeyen sırlı koruma plakası çekilir.

Ayrıca besinlerin sindirimini yapan midenin bu işlemi mide asidi ile gerçekleştirdiğini ve bu yüzden fazladan içeceğimiz veya yiyeceğimiz asitli yiyeceklerin midemizde asit derecesini yükselteceğini reflü, gastrit ve ülser gibi rahatsızlıklara neden olacağını unutmamalıyız. Bu nedenle yediklerimize dikkat etmeliyiz.

Baz içeren deterjanlar ise özellikle camdan ve porselenden yapılmış maddelere etki ederler. Bu nedenle kristal gibi cam eşyaların ve bazı sırsız seramik kapların bulaşık makinesinde yıkanmaları sakıncalı olabilir.

Sadece asitlerin ve bazların değil, tüm kimyasal maddelerin çeşitli zararlı etkileri olabilir. Bu mad‐ delerin zararlı etkilerinden korunmak için toplumsal bilinç geliştirilmelidir. Kimyasal madde atıkları uygun bir şekilde geri dönüştürülmeli ya da imha edilmelidir.

Bununla birlikte gerek devletimizin çıkardığı kanunlarda, gerekse uluslararası anlaşmalarda kimyasal maddelerin üzerinde bazı tehlike işaretlerinin bulundurulması zorunlu kılınmıştır. Bunlar tüm dünyaca kabul edilmiş ve ortak anlamlar taşıyan sembollerdir. Aşağıdaki tehlike işaretlerini


gösteren sembolleri dikkatlice inceleyiniz. Laboratuvarınızda bulunan çeşitli kimyasal maddelerin üzerindeki bu sembolleri inceleyiniz. Hangi kimyasal maddenin üzerinde hangi sembolün bulunduğunu belirtiniz. Bu maddelerin, özellikle de asitlerin ve bazların, günlük yaşamda kullandığımız eşya ve malzemeler üzerinde olumsuz etkilerinden kaçınmak için neler yapılabileceğini araştırınız.

 

E. ASİT YAĞMURLARI

Endüstri ve sanayideki hızlı gelişmeler, bazı sorunları da beraberinde getirmiştir. Bu sorunlardan biri yaşadığımız dünyanın kirlenmesidir. Dünyamızı kirleten etkenler nelerdir diye sorulsa, verilecek ilk cevaplardan birisi asit yağmurları olacaktır. Asit yağmurlarını aşağıdaki gibi tanımlayabiliriz.

Asit yağmurları, özellikle fosil yakıt atıklarının su döngüsüne karışmasıyla oluşur. Bu olayı şu şekilde açıklayabiliriz. Kömür ve petrol gibi fosil yakıtların yakılması sonucu atmosferde kükürt ve azot içeren gazlar birikir.


Atmosfere yayılan kükürt dioksit (SO2) ve azot dioksit (NO2) gazlarının bulutlardaki su damlacıkları ile reaksiyona girmesi sonucu sülfürik asit ve nitrik asit damlalarına dönüşür ve yağmur olarak yeryüzüne yağar. Bu tip yağmurlara asit yağmurları denir.

Atmosferdeki asit, yalnızca yağmurlarla değil, kar ve sis gibi doğa olayları yoluyla da yeryüzüne iner. Asit yağmurları, toprağın asitlik miktarını artırır ve tatlı su kaynaklarının doğal yapısını bozar.

Normalde atmosferde oluşan yağmurun pH'ı 5,6 civarındadır. Bu yüzden pH 5,6'nın altındaki yağmur, asit yağmuru olarak nitelendirilir.

      

Asit yağmurları insanlara, bitki örtüsüne, hayvanlara, metal ve mermer yüzeylere zarar verir. Tarihi eserleri aşındırarak yok olmasına neden olur. Bitki örtüsüne zarar verirken aynı zamanda toprağın verimliliğini de düşürür. Denizlere, göllere, akarsulara karışan asit yağmurları bu suların pH değerlerini düşürerek bu sularda yaşayan canlıların yaşamlarını tehlikeye atar.

Asit yağmurlarından etkilenen bitki ve hayvanlarla beslenen insanların sağlığı da tehlikeye girmiştir. Endüstri devriminden beri sanayileşme ile atmosferdeki kükürt ve azot oksitlerinin seviyesi artmıştır.


     

Endüstrinin yoğun olduğu yerlerde oluşan yağmur sularında ara sıra 2,9 gibi pH oranları

(sirkeninkine eşit) okunmaya başlandı. Çin Halk Cumhuriyeti, Doğu Avrupa, Rusya gibi bölgelerde ve rüzgârlarla taşınanbulutların yağmur bıraktığı yerlerde asit yağmurları ciddi bir sorun olmaya başladı. İnsanlara, hayvanlara, bitki örtüsüne, tarihi eserlere zarar veren asit yağmurları yüzünden toprak verimliliği düşmüş, sularda yaşayan canlıların yaşamları tehdit altında kalmıştır.

Asit yağmurlarına yol açan en önemli faktör insan faaliyetleridir. Gelişen teknolojiyle birlikte elektrik üretimi, fabrikalar, fosil yakıtlar ve motorlu araçlar gibi insan yapımı pek çok nesne zararlı gazları atmosfere bırakılmıştır.

Bütün bunların önlenmesi için bilinçli çevre dostu olmamız gerekir. Bunun için de çevre kirliliğine sebep olan atık maddelerin (ev, sanayi, tıbbi, kurumsal gibi) çeşitli geri dönüşüm yöntemleri ile tekrar imalat sürecine katılması sağlanmalıdır. Örneğin kullanılan kâğıdın tekrar kâğıt fabrikasında kullanılması hava kirliliğini yaklaşık % 35 oranında azaltmaktadır. Bu yüzden biz de atık maddele‐ rimizi üzerinde geri dönüşüm işareti olan kutulara bırakmalıyız.

Fabrika bacalarına filtre takılmalıdır.

Çevremizin ağaçlandırılmasına özen gösterilmelidir. Ancak bu yapılırken kışın yaprak döken ağaçlar seçilmemelidir.

Evlerde ve işyerlerinde fosil yakıtlar yerine doğalgaz gibi zararsız yakıtlar tercih edilmelidir. Güneş, rüzgar ve hidroelektrik santralleri gibi doğaya zarar vermeyen enerji kaynaklarından yararlanılmalıdır

Sonuç olarak kükürt ve azot içermeyen doğal gazı kullanmak ve çevre kirliliğine sebep olan atık maddeleri geri dönüşümle tekrar kullanmak en doğru çözüm olacaktır.



F. SULARI, TOPRAĞI VE HAVAYI KİRLETEN KİMYASALLAR

1. Toprak Kirliliği

Toprak kirliliği; genellikle kötü hijyen alışkanlıkları, kontrolsüz tarım uygulamaları, katı ve sıvı atıkların yok edilmeye çalışılmasıyla ilgili yetersizlikler ve hava kirliliği serpintilerinden kaynaklanır.

Toprakta kirlilik sonucu bulunan cıva, kurşun, kadmiyum, selenyum, arsenik gibi maddeler bitkiler aracılığı ile besinlere ve buradan da canlıların vücuduna girebilir. Bu maddelerin bir kısmı yüksek dozda vücuda girmeleri hâlinde zehirleyici etki yapabilirken, bir kısmı düşük dozda alınsalar bile biyolojik birikim nedeniyle zararlı etkilere yol açabilmektedir.

Toprak kirliliği özellikle;

Gübreler ve gelişmeyi düzenleyici maddelerin tarımda kullanımı,

Kömür ve madenlerin çıkartılması ya da eritme fırınlarında oluşan atıkların toprağa yığılması, bunların içerisinde bulunan toksik maddelerin eriyerek toprağa süzülmesi,

Kimyasal atıkların toprağa gömülmesi,

Ev çöpü, lağım suları, endüstri atıklarının toprağa boşaltılması ile ortaya çıkar.

Toprak kirliliğinin önlenmesi için endüstriyel atıkların toprağa gömülmesi kesinlikle önlenmelidir. Birtakım kimyasal atıkların toprağa atılması da engellenmelidir. İlaçlamaların ve diğer kimyasal madde kullanımlarının bilgili kişilerce ve yetkili kurumların önerisine göre yapılması gerekmektedir.

2. Su Kirliliği

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) raporlarına göre, yaklaşık olarak altı milyar olan dünya nüfusunun yarısına yakın kısmının kullandığı sular temiz ve hijyenik olmayıp bir milyardan fazla insan, güvenilir içme suyu kaynaklarına sahip değildir.

Kirlenen su kaynaklarının çoğu, ne yazık ki gelişmekte olan ülkelerde olmakta ve su kaynaklı hastalıklar nedeniyle oldukça yoğun sağlık sorunları yaşanmaktadır.

Yine su kirliliği nedeni ile özellikle akarsularda yaşayan balıklar zarar görmektedir

Kanser gibi pek çok hastalığın temel nedenlerinden birinin suya karışan asidik toksik maddeler olduğu yapılan araştırmalarda ortaya konulmuştur.

Su kirliliğini önlemek için arıtma tesisleri kurulmalı, belirli bölgelerde nüfus artışının önüne geçilmeli, insanlar bilinçlendirilmeli, su kaynaklarının korunması için plan ve program yapılmalı.


3. Hava Kirliliği

Günümüzde, her geçen gün artan çevre sorunlarının başında gelen hava kirliliği, geleceğin dünya‐ sını ciddi bir şekilde tehdit etmekte, ekolojik tehlikelerle karşı karşıya bırakmaktadır.

Dünya nüfusunun hızla artmasına paralel olarak artan enerji kullanımı, endüstrinin gelişimi ve şehirleşmeyle ortaya çıkan hava kirliliği, insan sağlığı ve diğer canlılar üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir.

Hava kirliliği, insan ve diğer canlılara zarar verecek miktar ve süredeki kirleticilerin atmosfere karışması olarak tanımlanabilir. Kirleticiler, doğal veya insan faaliyetleri sonucu atmosfere karışabilirler.

Saf hava, başta azot ve oksijen olmak üzere argon, karbon dioksit, su buharı, neon, helyum,  metan, kripton, hidrojen, azot monoksit, karbon monoksit, ksenon, ozon, amonyak ve azot dioksit gazlarının karışımından meydana gelmiştir.

Atmosfer az veya çok miktarda, büyük bölümü yapay olan yabancı maddelerin üretimiyle kirletilir. Bunların başında petrol ürünleri ve endüstriyel kirleticiler gelmektedir. Özellikle son yıllarda, endüstriyel faaliyetler, şehirleşme ve nüfus artışıyla kirletici maddelerin kullanımı ve miktarı da hızla artmaktadır.

Atmosfere dağılan kirleticiler katı, sıvı ve gaz hâlindedirler. Çeşitli kaynaklardan meydana gelen kirlilik maddeleri toz, is, sis, buhar, kül, duman vb. olarak havaya geçerler. Kirletici kaynaklarından yayılan kirleticiler; kükürt dioksit, azot oksitler, karbon monoksit ve hidrokarbonlar atmosferde asılı vaziyette bulunan katı partiküllerdir.

İnsanların neden olduğu bu kirlilik, bölgenin endüstriyel gelişimi, nüfusu, şehirleşme durumu gibi faktörlere bağlı olarak gelişim gösterir.

Hava kirliliğinin, başta insan sağlığı olmak üzere çeşitli maddelere, bitkilere ve hayvan sağlığı üzerine olumsuz etkileri vardır. Ayrıca günlük yaşamda görüş mesafesini de etkilemektedir.

Hava kirliliğini önlemek için;

Fosil yakıtlar olabildiğince az kullanılmalı. Bunun yerine doğal gaz, güneş enerjisi, jeotermal vb. enerjilerin kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.

Kara yolu taşımacılığı yerine demir yolu ve deniz taşımacılığına ağırlık verilmelidir. Büyük kent‐ lerde toplu taşıma hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır. Böylece otomobil egzozlarının neden oldu‐ ğu kirlilik azaltılabilir.

Sanayi kuruluşlarının atıklarını havaya vermeleri önlenmelidir.

Yeşil alanlar artırılmalı, orman yangınları önlenmelidir.

Ozon tabakasına zarar veren maddeler kullanılmamalıdır.

Dünyamız gittikçe çeşitli etkenlerle kirletilmekte ve canlıların yaşaması oldukça güçleşmektedir. Hatta bazı canlılar bu çevre kirlilikleri nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.

Dünyanın tahribi, ekolojik dengenin bozulması sadece bir ülkeyi değil, tüm dünyayı tehdit etmektedir.

Yağmur ormanlarının tahribi dünya ikliminin değişmesine neden olurken, bu durum atmosferdeki oksijen‐karbon dioksit dengesini de etkilemektedir.

Tüm dünya ülkelerinin bilinçli ya da bilinçsiz olarak çevreyi tahrip etmeleri sonucu ekolojik denge bozulmaktadır.

Ormanların azalması ve çölleşme, dünyanın önde gelen sorunu hâline gelmiştir. Eğer dünyada milyonlarca kişi açlık çekiyorsa bu, insanoğlunun geçmiş dönemde yaptığı hataların, kaynak tabanlarını tahrip etmelerinin faturası olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu hataların faturalarını gelecek kuşakların ödemesini istemiyorsak ekolojik dengenin bozulmasına neden olan hatalı uygulamalar‐ dan vazgeçmeliyiz


Yazar : f er

Kategoriler : Fen Bilimleri  8. Sınıf   4.Ünite Madde ve Endüstri   Asitler ve Bazlar  

Etiketler : Ayıraç Nedir    Asit nedir   Asitlerin özellikleri ve ayıracı nelerdir